20 Ağustos 2020 Perşembe

SEN ÇAL KAPIMI: Serkan Bolat kıskandı biz eridik



Bizim mavi ile kırmızımız, ateşle barutumuz hatta yin-yang dengesinden bile hallice delilerimiz Sen Çal Kapımı 6. bölümünü geride bıraktı. Ama ben de kalbimi sanırım o evde bıraktım bilemiyorum çok emin değilim.

Hepimiz sanırım Serkan Bolat'ın eserekli hallerine alıştık, şahsen beni artık hiç germiyor kendisi... Hatta sevimli bile bulmaya başladım. Yalnız sevgili Serkan beyciğime seslenmek istiyorum, efenim Rom/Com evrenini aşıp beyaz atlı prens kategorisine beyaz teknenize atarak Eda'yı kurtarışınızda kanıtlamıştınız acaba zaten kanıtladığınız bir şeyi sanki olmamış gibi yapmaya çalışmanızın amacı nedir?


Serkan Bolat'ın işe gelmeme günü Kiralık Aşk'tan birazcık apartılmış olsa da nedense ben bir kardeş hikayesi çıkmasını bekliyordum. Bolatlara ne olduysa sanırım o ağabey ölünce oldu... Ama en azından o günün ölüm yıldönümü olmaması da ayrıca güzel bir detay olmuş.

Serkan beyciğim ayrıca siz uslanmaz bir kıskançsınız... Zaten bu ara Rom / Com evrenimizde hangi prens varsa hepsi kıskançlıktan kendilerini yediler. 

Bu bölüm en hoşuma giden şeylerden biri Serkan'ın Eda'yı kıskanıp ofisten çıkmaya çalışırken, ceketini almayı unuttuğunda dönüp "zaten bu sıcakta ceket niyeyse"tarzında konuşması oldu. Sonunda kendinizle dalga geçmeye başladıysanız bu da iyidir beyfendiciğim... Bu arada Eda bir şeyleri anlasın diye aslında koskoca ihaleyi zora sokman da gözümden kaçmadı... 

Bence Serkan'a ve aslında Bolat familyasına Eda ve Eda'nın etrafındaki teklifsiz iyiliği olan insanlar iyi geliyor. İnsanlar resmen o kadar varlığın içinde hapsolmuşlar. Eda ağladığında kıyamayan Serkan Bolat tatlılığı diye de bir şey var evet.

Kostüm ekibi ve anlaşılmaz ayakkabı ve aksesuar tercihleri

Eda bu bölüm hem insancıllığıyla, hem de olmazı oldurma inadıyla güzeldi. Ama kostüm ekibi, huuu orda mısınız? Size sesleniyorum, evet evet size... Evin içinde inşaat olması, o inşaat sırasında duvarların nasıl olup da hemen kuruyup geri kalan aksesuarların takılması bir yana, kostüm ekibi acaba Eda'ya o tuhaf topuklu terliklerle iş yaptırmayı nasıl başardı. Hayır kızlardan yardım isterken de bir çift spor ayakkabı isteseydi ya... Ayrıca sabah uyandığında ayağında ayakkabılarla uyanması o ayakkabılarla da belli ki pahalı olan deri koltuğu az daha deliyor olması için umarım iyi bir açıklamanız vardır. Bir de kadının boynuna at nalı kadar şu göz kolyeyi koymayaymışınız ne iyi olurmuş... Bu nasıl bir sevdadır ki vazgeçemediniz karakterlere Mısır arkeolojisinden fırlamış gibi Ra'nın gözünü takmaktan.


Aydan hanım Eda işbirliği güzeldi


Eda'nın Aydan hanım için yaptığı çok çok anlamlıydı bence... Aydan hanıma gittikçe kanım ısınıyor hele bir de öyle büyük bir travmadan sonra kadın bu kadarla kaldıysa o bile bir şey... Bir de bu bölüm gördük ki Aydan hanım çok iyi bir tasarımcı...

Selin yılançellosu yine eline yüzüne bulaştırıyor her şeyi oh olsun mu demeli, Ferit'e mi acımalı bilemedim gerçi... 

Bu arada Melo ve Kaan sahnesinde,, Kaan'a ufaktan asılan müşteri temsilcisine verdiği ayar beni benden aldı. Kadın bu takıma uygun kahve fincanları var bayılacaksınız deyince Kaan'a Melo'nun Kaan'ı arkasına alması ve "Gerekirse ben bayılırım, Kaan'da tutar" cümlesine bayıldım... Artık yanında başka biri olan adama/kadına asılma olayını azalarak bitirse mi insanlar... 

Bu arada Serkan'ın da Ferit beyin davetine giderken durduk yere "Öyle güzel bakma gözlerim yolda aklım sende kalıyor" deyişi ve bunu kamyon arkası yazısına bağlaması kalp eriten detaylardandı. 

Yalnız o menajer bence kadroya dahil olsun, Serkan delirtme aparatı olarak kullanılır ayrıca köpeğine ayrıca bayıldım. Kulaklarını ıssırmak istemiş olabilirim evet... 

Bir de Cansu'ya (Cansu değil tabi Ceren olacaktı nasıl gaza geldiysem 😃 ) ne oldu bir açıklayabilir mi acaba? Kızı çok güzel diye kadrodan mı çıkarttınız yoksa hasta falan bir şey mi? 

Genel olarak aslında sanki azıcık kopuk bir bölümdü. En önemli anlamsızlığı bir evin 24 saatte o hale getirilebilmesiydi... Öncelikle senaryoda en büyük anlamsızlık, duvar boyalarına kadar 24 saatte yaptırılmasıydı. Tamam bu ülkede parasını verdiğinde gerçekten yaparlar her şeyi ama yine de duvar boyayıp, yeni boyanan duvarlara hemen akabinde resim asabilmek ancak Rom/Com evreni boyacılarının başarabileceği bir şeydi. Bu kopukluk geçen bölümün de çok iyi olmasından kaynaklandı biraz. Tabi tatil ekibi İstanbul'da ancak kafayı bu kadar toplayabildi anladığımız kadarıyla. Ama böyle bir bölüme de ihtiyaç vardı kalp krizi geçirmeyelim dimi durduk yere... 

Reytinginiz bol, yolunuz açık olsun şekerler... 





1 yorum: